0

Kanser Hastası Psikolojisi Nasıl Olur?

kanserli hastanın psikolojisiKanser hastalarının sayısı oldukça fazla. Pek çoğumuzun yakın çevresinde de kanser hastası olduğunu düşünecek olursak, kanser hastası psikolojisi ile ilgili bilgilere hepimizin sahip olması gerektiğini anlamamız çok da zor olmayacaktır. Bu yazımızda sizlere, kanser hastasının psikolojisinden söz etmeye çalışacak, ve kanser hastası yakınlarınızı anlamanızı olanaklı hale getirmeyi amaçlayacağız…
Her şeyin öncesinde, kanser denildiğinde, sizin aklınıza neler geldiğini bir düşünelim… Kanser demek, cerrahi müdahale demek, bu da, kişinin vücudunda, ve dış görüntüsünde bazı değişiklikler olacağını ifade etmektedir. Bunun dışında, cerrahi müdahale demek, kişinin iç dünyasında da değişimlere neden olur. Örneğin, kanser hastası olması nedeni ile dili alınan bir kişi, ya da dili alınmasa dahi, müdahaleler edilen bir kişi, bizler gibi yemek yiyemez, hatta konuşamaz. Diyelim ki tüm bunlar kabul edildi hasta tarafından. Ancak iş cerrahi müdahale ile bitmez. Sonrasında radyoterapi, ve kemoterapi uygulamaları gerçekleştirilir. Radyoterapide de dış görünüş değişimleri oluşur, örneğin, uygulamanın gerçekleştiği bölgede yanıklar meydana gelir. Eğer ağız bölgesine uygulanıyorsa, tükürük bezlerinin çalışmamasına neden olabilir, bu durumda kişi su içmezse ağız içi sürekli kuru bir hal alır… Peki ya kemoterapi? Sadece ilaç tedavisi olduğunu düşünebilirsiniz ama, saç dökülmesine neden olur. Kemoterapi alan hasta, mide bulantısı yaşar, kan değerlerinde bir takım değişiklikler olur, her türlü enfeksiyona karşı açıktır… Ama bunların hepsi bir süreç. Bir süre sonra hasta günlük yaşantısına döner… Döner ama, bizim toplumumuzda şöyle bir önyargı var: kanser hastası mutlaka ölür… Oysa kanser hastası olup da 20 – 30 sene daha yaşayan insanlar bulunmaktadır. Kimse bunları düşünmez. Şimdi bizler kanser denildiğinde bunları hatırlıyoruz. Peki ya bir kişiye kanser teşhisi konulup da, doktoru bunu onun yüzüne söylediğindeki kanser hastası psikolojisi…?

Kanser hastası psikolojisi, kendisine teşhisin konulmasının sonrasında, kendisini korku ile göstermektedir. Biraz önce saydığımız, ve içimizden hemen hemen herkesin bildiği şeyleri bilen kanser hastası, beklediğinden daha önce öleceği düşüncesi ile korkmakta, durumunu da yakınları ile konuşmakta zorlanmaktadır. İster istemez psikiyatrik sorunlar bu dönemde baş gösterecektir. Hele bir de kanser teşhisi konulan kişi genç ise, durum çok daha kötü bir hal alabilmektedir.
Korku aşamasından sonra, kanserli hasta, yaşadığı durumun nedenlerini düşünmeye başlar. Örneğin alkol tüketimi gerçekleştiren bir kişi ağız kanseri olmuş ise, bu durumdan kendisini sorumlu tutar; vicdan azabı hisseder, bu da onun kanser hastası psikolojisini oldukça olumsuz şekilde etkilemektedir.
Tüm bu etkenler, kanser hastasının psikolojisini depresyon aşamasına getirebilir. Hasta, tedavileri reddedebilir, çünkü bazı zamanlar tedavilerden korkabilir. Örneğin MR makinesinin içine girmek, onun agarofobisini geliştirebilir, hasta makine içerisine girmek istemez. Ancak MR sadece bu yöntemle çekilebileceğinden reddetme aşamasına gelebilir.
Çok ileri depresyon durumları, ve katlanamama hallerinde kanser hastasının, hastalığının seyri de kötü gidiyorsa, intihar riskinin çok yüksek olduğunu belirtmeden geçmemeliyiz.
Peki kanser hastasının psikolojisi nasıl diğerlerinden ayrılabilir? Kanserli hastaların kimileri tedavi sürecini olumlu şekilde kabul eder, ve doktorları ile uyumlu bir şekilde süreci ilerletir. Kimi kanser hastaları savaşmayı seçmektedirler. Bir de hastalıklarını kabul etmeyip, inkar yolunu seçenler vardır. Kanser hastaları, eğer savaşçı, ya da inkarcı iseler, bu kişilerin hastalıklarının tekrar etme oranının, tedavisini uysal şekilde sürdürenlere oranla daha düşük olduğunun belirlenmesi sevindirici bir durumdur.
Kanser hastası kişilerin, bulundukları bölgelerde, kendileri ile aynı durumda olan kişilerle grup terapisi uygulamaları oldukça yararlı olacaktır. Bu terapilerde hastalar, durumları ile ilgili yanlış bildiklerini düzeltirler; ve bunun yanında, yalnız olmadıklarını da bilirler. Terapilerde herkes birbirinden güç almaktadır.
Toplumumuzda, doktorların, kanser teşhisini hastanın yüzüne karşı söylemesi kötü olarak düşünülmektedir. Ancak, aslında bu durum, kanser hastası için daha yararlıdır. Şöyle düşünün, faranjit teşhisi yüzünüze söylendiğinde kızmıyorsunuz da, kanser teşhisi söylendiğinde neden kızıyorsunuz? Hasta sonuç itibari ile durumunu öğrenecek, ve kendisi ile ilgili kararları çevresindekilerin verdiğini bildiğinde, kendisini çok daha kötü hissedecektir. Bu nedenle, hasta – doktor iletişiminin kurulması çok önemlidir…

Incoming search terms:

  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1822 Crk9K8tR9MR4810CWPrOAcC54qOKb2JNdO7b5SD0hLtB6zuhrb3E_Ey_loIp06P4 b009921cd8ae3d0d0e006b467e93c753476fd838&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme

admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.